Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı sonrası vatandaşlar kurslara akın ediyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘okuryazarlık seferberliği’ çağrısı sonrası Kütahya Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan kurs, vatandaşların yoğun katılımı ile devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı sonrası vatandaşlar kurslara akın ediyor

Okuma yazma kursu öğreticisi Güzin Kınalıbaş, 12 Aralık’ta başlayan derslerin toplamda 120 saat olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları ile başlatılan okuma yazma seferberliğinin ardından kursiyer sayısında büyük artış olduğunu söyledi. Kınalıbaş, “Kursumuz 12 Aralık’ta başladı ve 120 saat esası üzerinde veriliyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın okuma yazma seferberliğini başlatması ile birlikte bizim de öğrencilerimiz hızlı bir artış gösterdi. Yoğun katılımı karşılamak için 12 Şubat itibari ile yeni bir kurs açacağız. Şu an aralarında 2 tane Somalili, 2 Afgan ve bir tane de Suriyeli olmak üzere 20 öğrencimiz mevcut. Hepsi de bir öz veri ve merak ile her gün hiç aksatmadan kursa geliyorlar. 120 saatin bitmesinin ardından ikinci kademenin ardından kursun sonunda da ilkokul diploması alacaklar” ifadelerini kullandı.

“Okuma ve yazmam olmadığı için Hastahane dahil hiçbir yere gidemiyordum” diyen kursiyerlerden Cennet Suca, “Artık okuma yazma öğrendim artık otobüse binebiliyorum ve markette alışveriş yapabiliyorum” dedi.

Afganistan’dan geldiğini ve Türkçe bilmediğini söyleyen kursiyerlerden Kumru Cahit ise “Ben İngilizce, Hintçe, Afganca biliyordum ama Türkçe bilmiyordum. Ben şu an çarşıya çıktığımda okuma yazma bilmediğim için alışveriş yapamıyordum, kendimi anlatamadığım için istediğimi alamıyordum. Allah Cumhurbaşkanımızdan öğretmenlerimizden razı olsun. Onların sayesinde biz de okuma yazma öğreniyoruz” diye konuştu.

Rabia Düzgin ise “Senelerce okuma yazma bilmediğim için küçük durumlara düştük. Şu anda kendimizi ifade ediyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun” şeklinde konuştu.

Devlet Bahçeli: Bunlar Firavun’u desteklerdi

MHP lideri Devlet Bahçeli il ve ilçe başkanları toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

“Afin; terör örgütünün 3 sözde kantonundan birisidir.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Antalya’da İl ve İlçe Başkanları Toplantısı kapanış oturumunun ardından basın toplantısında konuştu.

 

HZ. MUSA’YA KARŞI FİRAVUN’UN YANINDA YER ALIRLARDI

Dibi görünmeyen kuyulardan su içmedik, içmeyeceğiz. Olayların perde arkasını görmeden öne çıkmadık, çıkmayacağız. Dünyevi menfaatler uğruna geçmişi silmedik. Aksine hizmet etmeyeceğiz. Her zaman olduğu gibi ihanet kuşatmasını dağıtacağız. Onun bunun önünde el pençe divan durmayacağız. Bunlar eski Mısır döneminde yaşasaydı Hazreti Musa’ya karşı Firavun’un yanında yer alırdı

BAHÇELİ: KISKANANLAR ÇATLASIN

MHP bu ruh, bu inanç ve bu kabulleniş kapsamında yoluna devam edecek. Siyaseti mert ve adam gibi yaparak verdiği sözleri tutacak, her fedakarlığı Türk milleti için yerine getirecektir.

“TÜRKİYE AĞIR BİR BEKA SORUNU YAŞAMAKTADIR”

Türkiye ağır bir beka sorunu yaşamaktadır. Beka yoksa gellecek yoktur. Bundan sonra Türkiye’yi nasıl bir geleceğin bekleyeceği siyasi gelişmelerin nasıl şekilleneceği milletimizin kardeşliğinin nasıl sürdürüleceği hepimizin düşünmesi gereken hayati konulardır. Bu önemli konuların milletimizin lehine sonuç verebilmesi partimizin yapacağız ustaca siyasi hamlelere, komploları görme ve çözme yeteneğine, sorunları milletimize anlatabilme becerisine bağlı olacaktır. Bu nedenle hepimize düşen görevin fazlalaştığı yeni dönem partimizin milletimiz nezdindeki yerini güçlendirecektir.

MHP bir yanda tehditleri öngörü ile teşhis ederken diğer yanda Türkiye’ye hizmet için çalışmalarını sonuçlandıracaktır. Yaşanan bugünkü sürece ve yaklaşan tehlikelere dikkati çekiyorum. Yüreğinde vatan ve bayrak sevgisi olan herkesi ortak değerlerimizde buluşmaya davet ediyorum. Girdikleri ihanet yolculuğundan vazgeçmeleri konusundan kesinkes uyarıyorum.

AFRİN HAREKATI 

Afrin; Kobani ve Cezire ile birlikte terör örgütünün 3 sözde kantonundan birisidir. Zeytin Dalı Harekatı haklı, meşru ve milli bir duruşun sahaya yansımış halidir. Nereye kadar gidiyorsa oraya kadar sürdürülmelidir. İnsanlık düşmanı teröristlere, karadan, havadan hayatı dar ediyoruz. 21. günde önemli hedefler imha edilmiştir. İlk defa derinlemesine ilerleme kaydedilmiştir. Harekatın planlama ve icrasında masumların zarar görmemesi için olağanüstü çaba gösterilmektedir. Şehit haberleri elbette bizleri derin üzne boğmaktadır. ATAK tipi helikopterimiz kırıma uğramış, 2 kahramanımız şehit olmuştur. Patlama akıllara pek çok ihtimali getirmiştir. Doçka saldırısından mı yoksa teknik sorundan mı düştüğü kısa sürede belli umuyorum ki ortaya çıkacaktır.

“BU VATAN BÖLÜNMEYECEKTİR”

Sınırlarımızda büyük bir hareketlilik ve askeri sevkiyat vardır. Dün 9 kahramanımız şehit düşerken 11’i de yaralanmıştır. Acısı ocaklara kor gibi düşmüştür. Allah’tan rahmet, yaralı evlatlarımıza şifalar diliyorum. Terörle mücadelenin bir doğası vardır. Vatan savunmasının acı verici sonuçları arzu etmeksek de doğmaktadır. Şehitlik makamı vatana, bayrağa ve millete feda edilmiş bir ömrüm şan ve şerefidir. İnancımıza göre şehitler ölmemiştir, iddiamıza göre bu vatan bölünmeyecektir. Allah bu milletin yardımcısıdır.

“ABD YANLIŞTAN DÖNMEZSE DURUMU DÜŞMANLIK OLARAK ANILACAKTIR”

Koalisyonun ABD’li komutanı Funk Türkiye’nin yanlış hesaplarından kaygılandığını açıklamış. Acaba yanlış, bu sömürgeciye göre nedir? “Rakka’yı IŞİD’den alan insanlar kahramandırlar”. Funk asıl yanlışı kendilerinn yaptığını görmemiş. Haine kahraman diyorlarsa bu ABD ile müttefiklik nasıl sürdürülecektir. Görüş menzili sıfıra iner, eller tetiğe giderse olacakları hesap eden, sonuçlarını düşünen var mıdır? Biz düşünüyor, hesap ediyoruz ve de kimseden korkumuz olmadığını Antalya’dan ilan ediyoruz. ABD özel kuvvetleri askerlerinin Menbiç’te devriye gezmeleri, cinayettir, ihanettir. Silahların menşei bellidir. Tanksavarların, uçaksavaların hangi ülke tarafından hibe edildiği bellidir. Türkiye’ye yapılan saldırıları teşvik ve tahrik etmiş, en azından namluya mermiyi sürmüştür. Bu kin çok tehlikeli bir noktaya, sıcak çatışmaya doğru gitmektedir. Stratejik ortağımız, NATO’dan yana durduğumuz ülke FETÖ başaramayınca, bu defa diğer terör örgütleri ile bir olmuştur. ABD terör tahkimatına devam ederse duruşunun tanımı düşmanlık olarak anılacaktır.

“ALIN PKK’YI VURUN CHP’YE”

Kalıcı dostluklar esas olmakla birlikte bunun ilelebet sürmesi nasıl ihtimal dahilinde değilse, düşmanlıkların kalıcı olması da mümkün değildir. Geleneksel Türk dış politikası bu çerçevede anlamını bulmuştur. Sürekli sizin adım attığınız bir ilişki şeklide ancak bir ülkenin teslim olma halidir. Türkiye girdiği savaştan mağlup dönen aciz bir ülke değildir. Bu ülke hiçbir sözünde durmamıştı. Hiçbir vaadini tutmamıştır.Menbiç’te konuşlanmış, Türkiye’ye gözdağı vermeye kalkmıştır. Bu zilleti, zelillere aynen iade ediyoruz. ABD’nin gözetiminde Menbiç’ten Afrin’e terörist kaydırıldığı da yansımıştır. Kılıçdaroğlu ne derse desin, Afrin’e mutlaka girilmeli, Afrin mutlaka teröristlerden tepeden tırnağa arındırılmalıdır. Menbiç’te PKK/PYD durduğu müddetçe terör koridoru riski bertaraf olmayacaktır. Afrin’e girmeyeceksek Zeytin Dalı Harekatı’nı niye başlattık? Dağda taşta terörist ararken bunların şehir merkezine sığınacağını Kılıçdaroğlu bilmiyor mu? Muhasebeci Kenan da mı bilmiyor? Musul’da tekledi muhasebeci oldu, bari Afrin konusunda sıkı dursun da görelim. Amasız, fakatsız terörle mücadeleye destek verdiğini göreniniz bulundu mu? Alın PKK’yı vurun CHP’ye.

Recep Tayyip Erdoğan

Erdoğan: Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor

Hürriyet Haber
05.12.2017 – 22:17 | Son Güncelleme: 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuştu. Erdoğan, “Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor. Buna nereden geliyorsunuz? Nereden gelmeyeyim? Kuzey Suriye, en doğusundan al batıya doğru orada bir terör koridoru oluşturulduğunu görüyoruz. Kurulmakta olan üsler. Peki bu silahlar bu bölgeye niye gelir? Nerede kullanacak bu silahları Amerika? DEAŞ diye bir şey mi kaldı ortada? Suriye’ye karşı mı kullanacak? Irak’a karşı mı kullanacak? Yok. E kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, sıkıysa Rusya” dedi. Erdoğan, ABD’nin, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağı iddiası için “Kudüs Müslümanların kırmızı çizgisidir. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak, bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz. Eğer böyle bir adım atılacak olursa; hemen, beş on gün içerisinde İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi’ni İstanbul’da toplayacağız. Kaldı ki bu, bizim diplomatik ilişkilerimizi İsrail ile koparmaya kadar gidebilir” diye konuştu.

İşte Erdoğan’ın grup toplantısında yaptığı konuşamadan satır başları:

Günlerce kamuoyunu ‘cumhurbaşkanının yakınları yurt dışındaki şirkete para gönderdi’ diyerek aldatan şahsın ipliğini pazara çıkardık. Buradan bir kez daha söylüyorum. Cumhurbaşkanının ve yakınının, bu tür dolandırıcılıklarla asla işi yoktur. Ve yurtdışına gönderilmiş herhangi bir paraları da söz konusu değildir.

Hepsi sahte olan kağıt parçalarında zaten bu iddiaları destekleyecek hiçbir bilgi bulunmuyor. Ana hıyanetin başındaki zata çağrımı tekrarlıyorum. Şayet iddiasını ispat edebilmiş olsaydı ben cumhurbaşkanlığı makamından ayrılacak, siyaseti bırakacaktım. Ortada bir para gönderme işi olmadığına göre, aynı onurlu haysiyetli ilkeli tavrı kendisinden bekliyorum.

Salı gününden bu yana CHP’nin başında durduğu her saati bu zatın gereğini yapmadığı zaman olarak kaydediyorum. Milletin gözüne baka baka ‘yüzde 40 alamazsam gereğini yaparım’ dediği ve bunun neredeyse yarısında kaldığı halde kılını kıpırdatmadığını da gayet iyi biliyoruz.

‘Uyuşturucu kullanımıyla ilgili Meclis araştırma önergesi verdik AK Partililer reddetti’ dedi. Halbuki bu önerge Meclis genel kurulunun 2 Kasım tarihindeki oturumunda AK Partili vekillerin desteğiyle kabul edilmiş, araştırma komisyonunun kurulmasına karar verilmiştir.

Partisi içinden birileri bu konuda da kendisini tongaya düşürdü. Orasını biz bilemeyiz. Meselelerini kendi aralarında halletsinler. Bu zat şimdi de Amerika’da ülkemize karşı silah gibi kullanmaya çalıştığı Zarrab davasıyla ilgili açıklamalar yapacakmış. Madem konuyu bu şekilde gündeme getirdiler, birkaç hususu milletimizle paylaşmak isterim.

Erdoğan: Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor

“CAMBAZA BAK CAMBAZA OYUNUDUR”

Amerika’daki dava hukukla, adaletle, ticaretle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir cambaza bak cambaza oyunudur. Bu oyunla bir taşla aynı anda pek çok kuş birden vurmak hedefleniyor. Bunlardan biri, Türkiye’nin tüm dikkati ilgisi bu davaya çekilerek Suriye ve Irak’ta yürütülmek istenen projeye hız verilmek istenmesidir.

“AMERİKA’DA ÜLKEMİZDEKİ 28 ŞUBAT DÖNEMİNE BENZER BİR SÜREÇ YAŞANIYOR”

Davanın projesi Amerika yönetimindeki bir gruba aittir. Amerika’da ülkemizdeki 28 Şubat dönemine benzer bir süreç yaşanıyor. Kritik kademelerdeki eski grubun, ülkemiz konusunda sandıktan çıkan yönetime aykırı olarak bambaşka politika yürüttüğü anlaşılıyor. Bizim muhatabımız Sayın Trump’tır. Ve öyle de kalacaktır.

“ŞANTAJ ARACI OLARAK KULLANMAK ÜZERE GÜNDEMDE TUTULDUĞU AÇIKÇA GÖRÜLÜYOR”

Bizi İran ile ticaretimiz sebebiyle yargılamaya kalkanların niyeti, on binlerce kişilik terör ordusunu gizlemektir. Nitekim seyrine baktığımızda bu davanın ülkemizi bölgedeki kazanımlarından vazgeçirmek için şantaj aracı olarak kullanmak üzere gündemde tutulduğu açıkça görülüyor.

Öncelikle bu davanın gerçekte ne olduğuna bakmakta fayda var. İddianameye bakılırsa davanın konusu Amerika’nın İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesine yönelik bir planın ortaya çıkarılmasıdır. Yine iddianameye göre Türkiye İran’dan aldığı doğalgazın parasını kendi bankalarında tutmak yerine, bir takım yöntemlerle asıl alacaklıya yani İran’a aktarmış.

“AYNI ŞEKİLDE PROVOKASYON DEVAM EDİYOR”

Davanın sanıkları bu amaçla Amerika’yı dolandırmak, kara para aklamak gibi işlemler için komplo kurmakla suçlanıyor. Amerika’nın İran’a yaptırımlarını en başta kendi şirketleri olmak üzere, batının değişik ülkeler delmiştir, bundan ya haberleri yok, burada da aynı şekilde provokasyon devam ediyor. Pek çok banka batıda suçlamalarla karşılaşmış ve milyarlarca Euro ödeme yapmışlardır. Ekonomik bir suçun cezasının da ekonomik olacağı sebebiyle, haksız dahi olsa bu işlemlerin takibinin kendi zemininde yapılması gerektiğine inanıyoruz.

Erdoğan: Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor

“FARKLI BİR YOL İZLENMİŞ, CEZA DAVASI AÇILMASI YOLUNA GİDİLMİŞTİR”

Ancak burada İran’a yaptırımlara ihlalle ilgili farklı bir yol izlenmiş, ceza davası açılması yoluna gidilmiştir. Duruşmalarda da davanın asıl konusu üzerinde neredeyse hiç durulmadan, ülkemizi karalamaya yönelik mizansen sahnelenmektedir.

“AMERİKAN İÇ SİYASETİNDEKİ BÜYÜK KAVGANIN MALZEMESİ OLARAK DA ALGILANIYOR”

Bu davanın Amerikan kamuoyundaki medyasındaki yansımalarına baktığımızda ise bambaşka manzarayla karşılaşıyoruz. Zarrab davasını, Rusya Flynn Trump davasıyla birlikte değerlendiriyor. Amerikan iç siyasetindeki büyük kavganın malzemesi olarak da algılanıyor. Avrupa medyasının da aynı şekilde olduğunu görüyoruz. Ortada FETÖ’nün ve ana muhalefetin güdümündeki bir takım çevrelerin iddia ettiği gibi bir yolsuzluk davası yoktur. Amerika’daki davanın özünde de böyle bir iddia söz konusu değildir, zaten de olamaz.

“BU KOMPLO TÜRKİYE’YE KARŞI KURULMUŞ BİR KOMPLODUR”

Nasıl 17-25 Aralık’ta yolsuzluk görüntüsü altında ülkemizdeki anayasal düzeni emniyet darbesiyle yıkma çabası varsa, Amerika’daki davada aynı amacı gerçekleştirme niyeti vardır. Davanın iddianamesindeki komplo iddiası doğrudur, ama bu komplo Türkiye’ye karşı kurulmuş bir komplodur.

“BU DAVA İLE BUNLARIN DA İLİŞKİSİNİ GÖRMENİZ LAZIM”

Bu dava FETÖ’nün sürecin tam göbeğinde olduğu uluslararası darbe girişimidir. Ben buradan Amerika’ya sesleniyorum. Hala 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini anlayamadınız mı? Anlamayacak mısınız? Şu anda Türkiye’nin yargısı başta FETÖ olmak üzere bunların bütün suçlarını yargılayıp ağırlaştırılmış müebbet hapse, müebbet hapse mahkum ederken, bunların dosyaları size gelirken, bunların çok ciddi kısmı Amerika’ya kaçmışken siz hala neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? Bu dava ile bunların da ilişkisini görmeniz lazım. Onlar da bu davaları ayrıca takip ediyorlar. Ayrıca hiç kimsenin Türkiye gibi bir ülkeyi Amerikan iç siyasetindeki çekişmelerin, politikalara ilişkin görüş ayrılıklarının malzemesi haline getirmeye de hakkı yoktur.

“BİZE KİMSE DEAŞ İLE MÜCADELE KONUSUNDA AHKAM KESMEYE KALKMASIN”

Bu terör örgütünü korumak, kollamak, büyütmek için neler yaptığını, hiçbir inkara imkan vermeyecek açıklıkta anlatmıştır. Bunu zaten bizler de tespit etmiş vaziyetteyiz. Sırf Türkiye’nin operasyonlarına engel olmak için, bu teröristleri Amerika’nın koruması altına alan müttefikin, müttefikliğini nasıl kabul edeceğiz? DEAŞ bahanesiyle yürütülen bu sinsi oyunun gizlenebilecek tarafı kalmamıştır. Bize kimse DEAŞ ile mücadele konusunda ahkam kesmeye kalkmasın. Çünkü Türkiye DEAŞ ile fiilen savaş tek NATO ülkesidir.

“RAKKA OPERASYONUNDAKİ DEAŞ MİLİTANLARININ SÜRÜLECEĞİ YER NERESİ BİLİYOR MUSUNUZ?”

Şimdi buradan bir şey açıklıyorum. Rakka operasyonundaki DEAŞ militanlarının sürüleceği yer neresi biliyor musunuz? Mısır Sana Çölü, oraya. Ve orada onlar istihdam edilecekler. Görevlerini daha sonra yakından takip edeceğiz. Lafa gelince hassasiyetlerinize saygı duyuyoruz deyip de sahada her türlü ihaneti yapan bir müttefikle kendimize nasıl ortak bir gelecek kurabiliriz?

“HERHALDE ELİ KOLU BAĞLI SEYREDECEK DEĞİLİZ”

Bugüne kadar dost kabul ettiğimiz güçlerin personeline zarar vermeme hassasiyetiyle çok dikkatli hareket ettik. Bunun devamı bizim hassasiyetlerimize riayet edilmesiyle mümkündür. Bizi Amerika’da çarmığa germeye çalışanların burnumuzun dibinde terör devleti kurma girişimini herhalde eli kolu bağlı seyredecek değiliz, bunu da böyle bilsinler.

Teröriste hangi isim verildiğinin, hangi üniforma giydirildiğinin, hangi paçavranın altında saklandığının bizim için bir önemi kalmamıştır. Vatanımızın güvenliği, milletimizin bağımsızlığı söz konusu olduğunda bizim için diğer her şey teferruattır. Sakın ha PYD demeyin, sakın ha YPG demeyin, PKK demeyin. Ne deyin? Suriye Demokratik Güçler, SDG deyin; yutarlar. Tezgah bu, bu tezgahı da iyi bilelim.

Ya biz Özgür Suriye Ordusu’nu ey Amerika seninle beraber kurduk ya, Obama yönetimiyle beraber kurduk. O zaman SGD diye bir şey yoktu. Ve beraber özgür Suriye ordusunu DEAŞ’a karşı kurduk. Ama siz şimdi yeni bir manevrayla, SDG’yi kurduk…. Onunla yeni bir aldatmaca, artık bunu bize yutturman mümkün değil.

Bu konu bizim için bir taktik değil bir beka meselesidir. Bundan sonra kimin nerede ne dediğine değil, sahada kimin ne yaptığına bakacak ona göre hareket edeceğiz.

Bu vesileyle çok önemli bir konuya değiniyorum. Amerika’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti tanıma kararı almaya hazırlandığı yönündeki haberlerle ilgili üzüntülerimi ifade etmek istiyorum. Kudüs, Sayın Trump Müslümanların kırmızı çizgisidir. Filistin halkının yaraları kanamaya devam ederken, her gün hak ihlalleri, zulümler sürerken İsrail’e destek mahiyetinde böyle bir kararın alınması değil, uluslararası hukukun ihlali değil insanlık vicdanına vurulmuş ağır bir darbedir. İslam işbirliği teşkilatı dönem başkanı olarak bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz. Eğer böyle bir adım atılacak olursa, hemen 5-10 gün içerisinde İslam işbirliği teşkilatı liderler zirvesini İstanbul’da toplayacağız. Ve sadece bununla da kalmayacağız. Çok daha önemli etkinliklerle tüm İslam dünyasını o zirvede hareketlendireceğiz. Zira sıradan bir olay değil bu olay.

Erdoğan: Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor

“DİPLOMATİK İLİŞKİLERİMİZİ İSRAİL İLE KOPARMAYA KADAR GİDEBİLİR”

DEAŞ ile işi bitirdi bu mu kaldı? Şu anda Netanyahu İsrail’de iç hesaplaşmalarını bitiremiyor. Ve biz kesinlikle son ana kadar buradaki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kaldı ki bu bizim diplomatik ilişkilerimizi İsrail ile koparmaya kadar gidebilir. Amerika’daki bölgedeki sorunları daha derinleştirecek böyle bir adım atmaması konusunda buradan bir kez daha ikaz ediyoruz. Böyle bir şey olamaz. Böyle bir adım atamazsınız.

“BU İDDİALARIN SİYASİ BİR FATURASI OLACAKSA, ONU KESECEK OLAN DA BİZİM MİLLETİMİZDİR”

Geldiğimiz şu noktadan itibaren her kim Amerika’daki davayı Türkiye’nin iç siyasetinde malzeme olarak kullanmaya kalkarsa, o da aynı ihanetin ortağı demektir. Amerika’daki mahkemede dile getirilen iddiaların değerlendirilmesini bizim yargımız yapmıştır, hükmünü de vermiştir. Bu iddiaların siyasi bir faturası olacaksa, onu kesecek olan da bizim milletimizdir. Meselenin görünüşteki sebebi olan İran ile ticaretimizde haklı olan taraf biziz. Kiminle ticaret yapacağımızın kararını biz veririz, başkaları değil.

Öncelikle Türkiye, tüm ülkeler için bağlayıcılığı olan BM kararlarına uymuştur. Öte yandan Türkiye-İran sınırı, Amerika’nın kuruluşundan çok önce belirlenmiştir. Tarihi süreç içinde bu ülkeyle pek çok anlaşmazlığımız, pek çok gerilimimiz olmuştur. Bugün de anlaştığımız, anlaşamadığımız konular vardır. Bu ülkenin halkıyla çok kadim ilişkilerimiz bulunuyor. İran ile ticaretimizin ana kalemini doğalgaz ithalatımız oluşturuyor. Hatta biz Amerika İran ile petrol ticaretimizle ilgili miktar azaltması yönünde ricada bulunduğunda onları da kırmadık, belli bir oranda da düşürdük. Buna karşılık bir çok ülke İran’dan petrol ithalatlarını neredeyse hiç azaltmadılar. Amerika’nın kendi önemli marka firmalarının bugün İran’da ürünleri var. Doğalgaz ise bizim hem sanayideki, hem konutlardaki yaygın kullanımı sebebiyle stratejik bir ürün.

Erdoğan: Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor

“AMERİKA’NIN BİZE KARŞI BİR PLANI OLDUĞU ARTIK İYİCE ANLAŞILIYOR”

Netice olarak biz İran ile ilişkilerimizi sürdürürken mümkün olan noktalarda Amerika’nın taleplerini de dikkate aldık. Buna karşılık Amerika’dan aynı anlayışı göremediğimiz de belirtmek durumundayım. Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor. Buna nereden geliyorsunuz? Nereden gelmeyeyim? Kuzey Suriye, en doğusundan al batıya doğru orada bir terör koridoru oluşturulduğunu görüyoruz. Kurulmakta olan üsler, işte geçenler de de söylemiştim. Yaklaşık 1300’dü TIR olarak, bu sayılar tırmandı tırmandı 2 binin 3 binin üzerine çıktı. Bu TIR’larla zırhlı taşıyıcılar, silah, mühimmat bu bölgeye geldi. Peki bu silahlar bu bölgeye niye gelir?

“YA İRAN, YA TÜRKİYE, SIKIYSA RUSYA”

Nerede kullanacak bu silahları Amerika? DEAŞ diye bir şey mi kaldı ortada? Suriye’ye karşı mı kullanacak? Irak’a karşı mı kullanacak? Yok. E kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, sıkıysa Rusya. Şimdi ben doğruları söylemek zorundayım. Ben bunu Sayın Trump’ın kendisine de söyledim. Verdikleri neydi biliyor musun? “Bütün seri numaralarını belirledik, DEAŞ gidince silahları alacağız’ E silahlar hala geliyor, niye üslerin sayısı artıyor?

Kusura bakmasınlar, adım adım her şeyi takip ediyoruz. Biz de gereği neyse bunu yapmanın mecburiyeti içerisindeyiz.

“BİZ SADECE VE SADECE RABBİMİZİN HUZURUNDA EĞİLDİK”

Buradan milletime soruyorum. Bugün bize yapılan şantaja boyun eğip, ülkemizin anahtarlarını bunların taşeronları olan FETÖ’ye ya da CHP’ye mi teslime delim? Yoksa her zaman olduğu gibi mücadele yolunu mu seçelim? Bu soruyu gittiğim her yerde milletime soruyorum, soracağım. Beşer planında, biz hiçbir gücün önünde eğilmedik, eğilmeyiz. Biz sadece ve sadece rabbimizin huzurunda eğildik.

Unutmayın milletin kurduğu AK Parti’nin genel başkanı, ülkemizin halkın oylarıyla göreve gelmiş ilk cumhurbaşkanı olarak bu sorunun cevabını gayet iyi biliyorum. Milletimiz meydanı Gezi’de sokakları ateşe veren vandallara bırakmadı. Milletimiz, çukur eylemlerinde teröristleri açtıkları o çukura gömdü. Çünkü milletimiz 15 Temmuz’da FETÖ ihanet çetesinin karşısına dikilip destan yazdı.

“HATTA BAZILARI SEVİNDİLER, ZİL TAKIP OYNAYANLAR OLDU”

Ve Batı vesaire, bunlar en az 3-4-5 gün 1 hafta geçtikten sonra bizi aramaya başladılar. Hiç umurlarında bile olmadı. Hatta bazıları sevindiler, zil takıp oynayanlar oldu. “Gittiler, gidiyorlar” dediler. Gayet iyi biliyorum ama onların o hayalleri 16 saat sürdü. 16 saat sonra her şey bitti. Bu millet o akşam, o tankların topların F-16’ların karşısına o yürekleriyle çıktı ve onları püskürttü.

Şimdi onlar nerede? Bir kısmı cezaevlerinde, bir kısmı yurtdışında. Ama biz buradayız, gazilerimizle buradayız, şehitlerimizle buradayız ama buradayız. Milletimiz yıllardır sandık başında siyasi ayaklarına her zaman dersini verdi. Bize verdiği destekle, küresel zulüm düzenine baş kaldırmamızı sağladı. 15 yıldır saldırılara eyvallah etmeyen milletimiz, şantaj sirkini de tertipçilerinin başına geçirecektir.

“BU MİLLET BUGÜNE KADAR KULA KUL OLMADI, BUNDAN SONRA DA KULA KUL OLMAYACAKTIR”

Türkiye asla, şu veya bu coğrafyanın, güç odağının kayıtsız şartsız tabiisi olamaz. Şunu da unutmayın, bu millet bugüne kadar kula kul olmadı, bundan sonra da kula kul olmayacaktır. Biz sadece Allah’a kul olduk, olmaya devam edeceğiz.

Elbette Türkiye bunların hepsiyle siyasi ekonomik insani ilişkiler kurar, işbirliği yapar. Ama Türkiye bunların hepsini de kapsayan, hepsinin de üzerinde olan müstakil tarihi geçmişi, müstakil ekonomik potansiyeli, müstakil hesabı kitabı olan bir ülkedir. Anlaşılan bizi bir kabile devleti gibi görenlere bu gerçeği zaman zaman hep birlikte anlatacağız. Türkiye’yi bu şekilde kabul edip eşit şartlarda ilişki kuranlara yüreğimizi sonuna kadar açarız.

Güvenlik güçlerimiz bölücü örgütün silahlı unsurlarını birer birer ortadan kaldırıyor. Geçtiğimiz bir hafta içerisinde 1000 terörist etkisiz hale getirildi. Üzerine üzerine gidiyoruz. Hep diyorum ya, bunların inlerine gireceğiz dedim ya, ve Tendürek’te de Gabar’da da Kandil’de de biz F-16 oluruz, helikopterlerimizle beraber oralara ineriz. Milletimizin huzuru için bu adımların hepsini attık atıyoruz. Şehitlerimize bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize şifalar diliyorum.

Erdoğan: Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor

TAŞERON DÜZENLEMESİ

Yaklaşık 900 bin çalışanlarımızı ilgilendiren, taşeron işçilerimizle ilgili düzenlemeye değinmek istiyorum. Kamudaki 450 bin ile belediyeler ve il özel idarelerdeki 400 bin işçimiz, çalıştıkları yerlerdeki iktisadi teşebbüslerinde istihdam edilecekler. 23 bin mevsimlik işçilerin halen en fazla 5 ay 29 gün olan çalışma süreleri de 9 ay 29 güne kadar çıkartılabilecek. Yine kamuda 4C statüsünde çalışan kardeşlerimiz de 4B kadrosuna alınıyor. Böylece kamuoyumuzda uzun zamandır tartışılan bu meseleyi çözmüş oluyoruz. Bu arada komisyonlar, taşeronlar ortadan kalkıyor. Belediyelerde de iktisadi teşekküllerinin görevlisi olarak devam ediyor.

 Kemal Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Kadın Kolları Genel Başkanlığı tarafından Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen “Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması”nda konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları:

Bugün burada Cumhuriyet tarihimizin en önemli toplantılarından birini yapıyoruz. Ankara’dan bütün dünyaya, bütün kadınlara sesleniyoruz. Siyasette daha fazla olunuz. Gücünüzü gösterin ki haksızlık, hukuksuzluk yaratanlar kaçacak delik arasınlar.

Bugün Deniz Baykal’ı Almanya’ya yolcu ettik, bütün dualarımız Deniz Baykal’la. Gönlü burada.

Kudüs. 68 kuşağından çok sayıda gencimiz bugün Filistin topraklarında yatmaktadır. Filistin’in bağımsızlığı için gittiler. Filistin’in devlet kurması bizim için önemlidir. Bu salondan yüz binlerce kadının selamını, saygısını gönderiyoruz. Sizin devlet talebinizi, demokrasi talebinizi destekliyoruz. Kudüs üzerinde kimse oyun oynamasın. Ortadoğu’da yeniden kana, gözyaşına neden olurlar. Hiç kimse Kudüs üzerinde oynamasın. Hiç kimse onlara olan desteğimizi engelleyemez.

Bugün 5 Aralık. Kadına seçme ve seçilme hakkının verildiği 83. yıl. 1934’te bu hakkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bir yasa ile tanıdılar. 1934’te Türkiye’de kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip olurken Fransa bu hakkı 10 yıl sonra, 1944’te, İtalya, Arjantin, Meksika 1946’da verdi. Yunanistan 1952 yılında verdi.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk şunu çok iyi biliyordu. Erkekler cephede savaşırken onlara silah desteğini, omuzunda top mermisi götüren bu ülkenin yılmaz kadınlarıydı. Mustafa Kemal Atatürk 1934 yılında bunu verdi. İlk kurultaydan sonra yüzde 33 cinsiyet kotası getirdik. Yeter mi? Hayır. Bunun parlamentoda siyasi partiler yasasına da girmemiz lazım. Bütün kadınların önünde söz veriyorum, önümüzdeki günlerde Grup başkanvekillerine talimatım yüzde 33 cinsiyet kotası içeren siyasi partiler yasası değişikliğini TBMM’ye sununuz. Biz bunu genel kurula indirdiğimizde kadınlara haber vereceğiz, kim evet diyor, kim kadınların siyasette daha az yer almalarını istiyor orada göreceğiz. Sizler de izleyin, bizler de takipçisi olacağız.

Madem ki kadınlar üretmek istiyorlar, siyaset istiyorlar. Bütün bunları sağlayan bir parti var. Adı CHP’dir. Gelin CHP’ye.

Bu söylediğim Emine Akçay’ın dramıdır. Man Adası’nda şirket kuranların değil. Bu ülkenin bütün kadınlarına sesleniyorum. Bu düzene ‘Evet’ diyorsanız ben buna isyan ediyorum. Bu düzene isyan ediyorum. Emine Akçayları yaratan düzene isyan ediyorum. Çünkü ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefesinden geliyorum. Herkesin özgürce dolaşabildiği bir düzen. Herkesin can ve mal güvenliğinin olduğu bir düzen. Siz sadece yandaşlarınızı düşürseniz bu düzen insanca ve hakça bir düzen değildir. Bu mücadelenin kahramanları bu ülkenin kadınları olacak. Ekmek alırken vergi ödüyorsunuz, çocuğunuza sakız alırken vergi ödüyorsunuz. Ama birileri vergi ödememek için her türlü tezgahı kuruyor. Az önce söyledim, Emine Akçay odun almak için vergi öder, Man Adası’nda şirket kuranlar vergi kaçırmak için her türlü sahtekarlığı yaparlar. Ben bunun hesabını sormayacak mıyım?

Durumu olan pırlanta alır, yakut alır vergi yoktur. Bir de 12 saat direksiyon sallayan kamyon şoförünü düşünün. Kamyon şoförü, TIR şoförü vatandaşlara sesleniyorum. Dünyanın en pahalı mazotunu sana satıyorlar. Bu beyler vergi ödememek için her türlü numarayı çekiyorlar. Neymiş millilermiş, yerlilermiş. Sen ne millisin, ne yerlisin. Sen ancak ve ancak gayri millisin.

Elinde viski kadehi, altında en pahalı şort, altında yatı liman liman gezer, o da mazot alır bir kuruş vergi ödemez. Sen bunun hesabını 2019’da soracaksın. Kadın hareketi ile biz bunları sandığa gömeceğiz. Ayda 1404 lira alan bir asgari ücretliyi düşünün. Gelir vergisi, KDV, damga vergisi, ÖTV öder ama bu Mancılar yurt dışında tezgah kurarlar. Bir de diyorlar ki bunlara karışmayın. Hepsine dokunacağım, hepsini gece uyutmayacağım. Bu milletin vicdanını ayağa kaldıracağım. 1 sterlinlik şirkete 15 milyon dolarlık para niçin gelir, neden gider bu paralar? Hala cevabı yok. Bunlar diyorlar ki, biz adil vergileme getirdik. Vergilemede adalet yok.

Hala ‘Belgeler sahtedir’ diyorlar. Kendilerine cevabım çok basit. Madem sahteydi, Meclis’te komisyon kuralım, çoğunluk sende. Gelmiyorsun. Kurmuyorsun, sahte olmadığını da sen biliyorsun. Sen istiyorsun ki benim sahtekarlıklarım Meclis’te ortaya çıkmasın. Sözüm söz, bunu sonuna kadar takip edeceğim. Bu bir şirket ticaretiymiş, hangi şirket cevap yok? Kar ne? Cevap yok. 1 sterlinlik şirket 15 milyon dolarlık ticareti niçin yapıyor? Cevap yok. Sıtkı Ayan kimdir? Cevap yok.

Enişten Ziya İlgen’in Man Adası’nda şirketi var mı? Bir daha soruyorum. Enişte niye şirket kursun?

‘CHP Genel Başkanı’nın evi aranmalı ve belgelere el konulmalıdır’ diyor aklı evvel bir milletvekili. Korkudan. Ben sayın Külünk’ü hanımefendi ile birlikte evime davet ediyorum. Buyursun gelsin. Biliyorum benim evim onun evi kadar zengin değil, koltukları kadar zengin koltuğumuz da yok. Gelsin eşi ile beraber. Arzu ederse evimi gezdirebilirim kendisine. İstediği kitabı alır ama bir şeyden emin olmasını isterim. Vallahi de billahi de benim evimde ayakkabı kutusu yok. Daha belgeyi görmeden sahte ilan ettiler. Bir görün kardeşim. Sahtekarlığın ne olduğunu da siz çok iyi bilirsiniz. Her türlü numara var sizde? Ben eski maliyeciyim. Mal nasıl götürülür ben çok iyi bilirim. Bunların nasıl olduğunu bilirim.

Senin 2002’de oy verdiğin Recep Tayyip Erdoğan, 2017’deki Recep Tayyip Erdoğan mı? İstanbul’dan geldi, Keçiören’de mütavazi bir apartman dairesinde kaldı, 2017’deki Recep Tayyip Erdoğan nedir? Kibrine teslim olan, ağzına gelen her şeyi söyleyen, servet içinde yüzen bir Recep Tayyip Erdoğan var. Birlikte düşünme, birlikte siyaseti sorgulamalıyız.

Şimdi de kafayı işadamlarına taktılar. Önce kabinemize sesleniyorum diyor. Yıldırım hükümetine talimat veriyor. İşverenlere ‘Çıkış izni asla vermemelisiniz’ diyor. ‘Çünkü bu adamlar ihaneti vataniyedir. Yani bunlar vatan hainidir’ diyor. Eskiden bunlar Türkiye’ye geliyordu, şimdi Türkiye’den kaçıyorlar. Çünkü hiçbirisinin can ve mal güvenliği yok. Sen yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini istiyorsan, bütün milletvekillerini serbest bırakacaksın, gazetecileri serbest bırakacaksın, medya özgürlüğünü sağlayacaksın, yargı bağımsızlığını sağlayacaksın, üniversiteleri susturmayacaksın, görevine son verdiğin bütün akademisyenleri yeniden üniversiteye getireceksin, Semih’i ve Nuriye’yi derhal görevlerine başlatacaksın.

Bu ülkede huzur bırakmadın kardeşim. Konuşuyorsun 80 milyon geriliyor. Gerilimden, kavgadan ne çıktı? Soru sorulduğu zaman kıyameti koparıyor. Sen istediğin kadar bağır, asla ve asla bizi susturamazsın. Devlet adaletle yönetilir. Sevgili Erdoğan nasıl bir ülke yarattığının farkında mısın? Perişan ettin ekonomiyi. Tüpgazın fiyatını sen biliyor musun? Millet ne diyor, Tayyip için biliyor musunuz? ‘Faizci Tayyip’ diyorlar. En çok parayı faizcilere ödedi vergiden topladığı için.

Bekir Bozdağ diyor ki… Karanlık güçler, baronlar benim istifamı istiyorlarmış. Hükümetin sözcüsü de istiyor. Baronlar, karanlık güçler ve siz kol kola vermişsiniz, ‘Kılıçdaroğlu’nu nasıl yok ederiz’ projesi yapıyorlar. İstediğinizi yapın, Kılıçdaroğlu kaya gibi bu milletin hakkını hukukun koruyacak. Suriyelileri de sormuştuk? ’30 milyar dolar para harcadık’ dediler. 30 milyar doları nerede harcadın? Recep Akdağ, ‘Yol yaptık yoldan Suriyeliler geçmiyor mu’ diye cevap verdi. Aklı başında bir adam çıkarın cevap versin. Abileri konuştu, ‘Suriyeliler için AFAD eli ile, belediye olarak yardım yaptık, asıl büyük yardımı milletimiz yapıyor’ diyor. Hepsi 9.5 milyar dolar ediyor. Nerede bu para? 20 milyar dolar millet harcar mı? Nerede harcadın, kimin için harcadın?

Gelelim Rıza Sarraf’a. Dün hayırsever bir işadamıydı. Devletin protokolünde yer alıyordu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Rıza Sarraf, müsteşarlar, müdürler arka sırada.

Rüşvet alan bakanları akladılar. Yüce Divan’a gitmesini engellediler. Kimdi bu milletvekilleri. Hakkı Köylü, Yılmaz Tunç, Kemal Şerbetçioğlu, İlknur İnceöz, İsmet Su, Bilal Uçar, Mustafa Akış, Yusuf Başer, Ayşe Türkmenoğlu. Ben bunlara ‘Siz Rıza Sarraf’ın önüne yattınız’ demiştim, kıyamet kopmuştu. Benim haklı çıktığımı daha iyi görüyorsunuz değil mi? Sarraf’ı serbest bıraktılar. Yurtdışına çıkış yasağını da kaldırdılar. Bu nasıl devlet anlayışıdır. Bu nasıl Rıza Sarraf sevgisidir. Amerika’da gözaltına alındı, bizimkilerde bir telaş. Amerika’ya gittiler adam vermiyor. Başbakan gitti, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı gitti, vermiyor adam. Amerikalıların da yaptığı zulüm. Sonra şeref madalyası takılacak kişiyi Amerika hapse attı. Nota verdik 2 sefer. Şimdi AK Partili kardeşlerimin vicdanına sesleniyorum. Bir sahtekar için, bir şarlatan için 2 kez nota veren hükümet Kuzey Irak’ta askerlerin başına çuval geçirildiğinde bir nota bile vermedi.

Adam sonunda konuşmaya başladı. Sarraf sahtekardır ama devletin sırlarını da para ile alan birisidir. Bakanları elde eden birisidir. Bakanları önünde diz çöktüren birisidir. 11 Ekim 2013 Rıza Sarraf ile Muammer Güler telefonda konuşurlar, Sarraf ‘MİT beni takip ediyor’ diye telefon ediyor. Güler’in cevabı, “İçişleri Bakanı koltuğunda oturan adam, sen o konuda rahat olur, böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya.” Emniyet istihbarat buna bağlı. Bu beyefendi para ile bakanı elde etmiş. Devletin sırlarını öğreniyor, ne ile para ile. Sarraf’ın rüşvet dağıttığı kişilerden birisi de Süleyman Aslan. Buna da Erdoğan sahip çıktı. ‘Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur’ diyor. Bir şarlatan bankanın genel müdürüne açıkça rüşvet verdi. Bu hükümetin tuttuğu avukat, New York’ta mahkemede mahkemenin genel müdür yardımcısını savunuyor. Sarraf ‘Rüşvet verdim’ diyor, avukat söz alıyor. Yüksek makamlara ayakkabı kutularında rüşvet yollayan Atilla değil, Zarrab’tı. ‘Süleyman Aslan, Zarrab’dan rüşvet aldı’ diyor. Ben Erdoğan’a soruyorum, senin gönderdiğin avukat rüşvet aldığını söyledi o genel müdürün. Sen Ziraat Bankası yönetim kurulu üyeliğine atadın.

“RIZA SARRAF’IN CASUS OLDUĞUNU ÖNCEDEN SÖYLEMİŞTİM”

Rıza Sarraf bülbül gibi ötünce bu kez casus oldu, hain oldu. Düne kadar beraberdiniz. Tıpkı FETÖ gibi. Ne istediyse verdiniz. Sarraf’a da ne istediyse verdiniz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı. Devletin gizli kalması gereken bilgileri yabancı devlet lehine casusluk maksadı ile temin etiği gerekçesi ile mal varlıklarına el konulmasına karar verildi. Rıza Sarraf’ın casus olduğunu ben zaten daha önceden söylemiştim. Sarraf’a bu bilgileri kim verdi? Her şeye rağmen Türkiye saygın bir devlettir. Bütün yıpranmalara karşın Türkiye’nin saygın kurumları vardır. 18 Nisan 2013’te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne bilgi notu bırakılır. Konusu Rıza Sarraf’tır. Yapılan tüm sahtekarlıklar anlatılır. ‘Ekonomik ambargoya rağmen İranlı şahısların para transferi konusunda Reza Zarrab’ın ABD tarafından yasaklı kişi ilan edilebileceği, ABD ile ilişkilerin olumsuz etkilenebileceği değerlendirilmektedir’ diyor. Kim söylüyor? MİT. 17-25 Aralık’tan 9 ay önce söylüyor. Bu sahtekarın yaptığı dolandırıcılık, bakanlarına verdiği rüşvet senin önüne konuldu. Sen ne yaptın? Sen bu dosyayı kapattın. Zaten casus, zaten sahtekar. Bu bilgilerin tamamını senin bakanların yani senin hükümetin verdi. Senin hükümetin Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet etti. Ben 27 Şubat 2014’te bir televizyonda söyledim. 22 Mart 2014’te yine bir başka televizyonda yine dillendirdim. O zaman savcılar kulaklarını tıkıyorlardı. Çünkü o zaman hala rüşvet dağıtıyordu. Şimdi Erdoğan diyebilir ki ‘Rıza Sarraf beni kandırdı’. Rıza Sarraf seni hiç kandırmadı. Bütün olaylardan senin ta başından beri haberin vardı. ‘Beni kandırdı’ diyorsan yalan söylüyorsun. Çünkü 17-25 Aralık’tan 9 ay önce senin önüne bilgi notu konuldu. Soruşturmayı yapan savcılara sesleniyorum. Sahtekarın peşine düştünüz, biraz geç düştünüz, onu beraat ettirdiniz. İlk yapacağınız iş o soruşturmaları kapatan hakimleri savcıları atacaksınız. Ona o bilgileri veren bakanları ve hükümeti de sorgulayacaksınız. Ben bilgi vermedim, oturup konuşmadım. Her konuştuktan sonra yüzlerce dava açtı aleyhime. ‘Açmazsanız namertsiniz’ dedim.

 

“BİNALİ YILDIRIM’A ÇAĞRI YAPIYORUM”

Bir terör örgütüne kozmik odayı açan bunlar değil miydi? Senin bakanların Rıza Sarraf’a her türlü bilgiyi verdi. Kimdi bu ülkede Başbakan? Kuş uçsa haberin vardı senin. Hesabını 2019’da sandıkta soracağız. Kadınların gücü ile soracağız.

Binali Yıldırım’a çağrı yapıyorum. Türkiye ile ilgili bir davanın Amerika’da görüşülmesi benim vicdanımı rahatsız ediyor. Madem ki savcılık bir soruşturma açtı, gel parlamentoyu harekete geçelim. Bu lekeyi biz temizleyelim. İran nasıl yaptıysa biz de aynısını yapalım. Gelin dosyayı yeniden açalım. Bu olayı Amerikan yargısı değil, biz çözelim. Kendi pisliğimizi biz temizleyelim.

Devlet Bahçeli

Bahçeli’den çok sert ‘Rıza Sarraf’ çıkışı

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Zarrab davasıyla ilgili çok sert ifadeler kullanarak “Bizim tarafımız Türkiye’dir, tarafsızlık namussuzluktur.” dedi.

  • GİRİŞ05.12.2017 22:08
  • GÜNCELLEME 05.12.2017

MHP Lideri Bahçeli partisinin grup toplantısında ABD’de Türkiye’ye karşı kurulan kumpasa sert tepki göstererek,  “ABD’de kurulan yanlı mahkemelerde Türkiye yargılanmaktadır. Karanlık ve kaçak bir şahsın, hain bir suçlunun kirli itirafları ülke kamuoyunu meşgul etmektedir. Soytarıların ithamı ile Türkiye değerinden bir şey kaybetmez. Türkiye’yi sanık, şarlatanı tanık yapan, jürisi alık, iddiaları sarsak olan sözde hukuk sistemi her zaman her daim ayaklarımızın altındadır. MHP bu kumpasa duyarsız, tarafsız kalmayacaktır. Tarafımız sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti’dir. İhanet, melanet ve rezaletin kuşattığı bir ortamda tarafsızlık namussuzluktur. ” ifadelerini kullandı.

İsim Vermeden Kılıçdaroğlu’nu sert dille eleştiren Bahçeli, “ABD’deki tezgahın tamamlayıcısı gibi hareket ederek pervasız belgeleri pervasızca sallayanlar, yeni cephe açmaya çalışan namertlerdir” dedi.

Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle;

“Türk milleti çetin şartları çevik iradesi ile aşmanın çabasındadır. Pek çok sorun birikmiştir. Üzüntümüz sorunların gittikçe kemikleşmesidir. İç meselelerimizin ağırlığı, siyasetteki gelgitler bugün daha fazladır. Türkiye zaman ve zemin kaybetmektedir. Güney sınırlarımız boyunca yuvalanan ihanet mevzi kazanmaktadır. Tehdit artmıştır. ABD’nin YPG ile bağı tüm itirazlarımıza rağmen sürmektedir. Teröristler cesaretlendirilmektedir. Verilmiş sözler çiğnenmektedir. Türkiye’nin çıkarlarını perdelemek maksadıyla küresel fitne ile düşmanca oyunlara bel bağlamışlardır. Rusya, Deyrizor’da YPG ile poz vermekte, aynı kalıp ve kareye girmektedir. Bunda da bir sakınca görmemektedir.

ABD’DE KURULAN YANLI MAHKEMELERE SESSİZ KALAMAYIZ

Ekonomik oyun ve operasyonlar devamlı körüklenmektedir. ABD’de kurulan yanlı mahkemelerde Türkiye yargılanmaktadır. Buna razı olamayız, sessiz kalamayız. Karanlık ve kaçak bir şahsın, hain bir suçlunun kirli itirafları ülke kamuoyunu meşgul etmektedir. Türkiye’den nasıl kaçtığı ya da kaçırıldığına dair türlü spekülasyonlar yapılmaktadır. Türkiye’yi yere düşürmek amacıyla yer çekimi ile yarışanların iffetsizlikleri hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Zehri zemzem diye yutturmaya çalışan dolandırıcılar ülkemizin saygınlığını zayıflatmanın hevesine kapılmışlardır.

BİZ DEMİYORUZ Kİ ORTADA SUÇ YOKTUR…

Türkiye soytarıların ithamı ile değerinden bir şey kaybetmeyecektir. Türkiye’yi sanık, şarlatanı tanık yapan, jürisi alık, iddiaları sarsak olan sözde hukuk sistemi her zaman her daim ayaklarımızın altındadır. Her zaman öfkemizin hışmına uğrayacaklardır. Biz demiyoruz ki ortada suç yoktur, demiyoruz ki şarlatan yargılanmasın. Hukuki sınırları Türkiye Cumhuriyeti’dir. Uluslararası kumpasın hükmü Türkiye’de geçmeyecektir.  

CHP’YE BELGE GÖNDERMESİ

MHP duyarsız, tarafsız kalmayacaktır. Tarafımız sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti’dir. İhanet, melanet ve rezaletin kuşattığı bir ortamda tarafsızlık namussuzluktur. ABD’deki tezgahın tamamlayıcısı gibi hareket ederek pervasız belgeleri pervasızca sallayanlar, yeni cephe açmaya çalışan namertlerdir. İşguzar ve işbirlikçilerin gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. Yazıktır bu ülkeye, bu vatana. Yazıktır günahtır ayıptır bu millete. Biz yabancıların elinden su içip çanağından yemlenen çevrelere benzemeyiz. Bizim siyasetimiz ilkelidir, iradelidir.

TÜRKİYE DÜŞMANLARINA MERHAMET YOKTUR

Öfke, haset, tamah, kötülük, er kişinin değil, şer kişinin hasletleri arasındadır. Çok şükür çektiğimiz köken belli, geldiğimiz kaynak bellidir. Ülkemiz belli, tertemiz ülkülerimiz belirgindir. Türkiye’nin kaybetmesine oynayanlar en acı yenilgiyi tadacaklardır. Bunlara merhamet ise maraz doğuracaktır. Türkiye düşmanlarına merhamet yoktur. Kaos ve kriz tacirlerine af yoktur. Yorgun siyasetleri ile ülkeyi karanlık çöllerine çekmeye çalışanlara hoşgörü olur mu? Elbette olmaz, olmayacaktır. Zafer Türk milletinindir. Yalan ve iftira kokanlar, belge de sallasa, haçlıların beşiğinde de sallansa nihai son utanç verici bir kokuşmuşluk olacaktır.

UZLAŞMADAN KAÇMADIK KAÇMAYACAĞIZ

16 Nisan’la birlikte yeni hükümet sistemi milletimizin kararı ile kurulmuştur. Biz fikri temellerimizden ilham ve feyzimizi alarak bir uzlaşma fırsatının oluşmasını deyim yerindeyse oğul vermesini arzuluyor, buna göre siyasetimizi şekillendiriyoruz. 16 Nisan’dan sonra 6 ay içinde uyum yasalarının çıkması gerekiyordu ancak şu zamana kadar bu gerçekleşmemiştir. Temennimiz bütçeden sonra uyum yasaları ile ilgili ihtiyaçların tamamlanmasıdır. Biz üzerimize düşeni harfiyen yapmanın kararlılığındayız. Uzlaşmadan kaçmadık, kaçmayacağız.

HÜKÜMETE VERDİĞİMİZ DESTEĞİN SEBEBİ…

Türkiye’de iktidar meydandadır, muhalefet de bellidir. Siyasi sınır ve sorumluluk alanları sandıkta çizilmiştir. Son günlerde televizyonlarda, gazete sütunlarında bir iddia servis edilmektedir. Neymiş, MHP ne derse o yapılıyormuş. MHP iktidara yön vermiyormuş. Buradan sesleniyorum AK Parti’nin bir kısım milletvekili ve yöneticisi kaygılanmasın ve korkuya kapılmasın. Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten Cumhurbaşkanıdır, Başbakandır, Bakanlar Kurulu’dur ve mesai arkadaşlarıdır. MHP muhalefet görevini 36 milletvekili ile en etkili şekilde icranın, milli hedeflerimize destek vermek için her mücadeleyi yerine getirmenin amacındadır. Hükümete desteğimiz terörle mücadelenin başarıya ulaşması içindir. Dış politikada elinin zayıf olmaması içindir. Hiç kimse merak buyurmasın, MHP yerini de yurdunu da bilir. Bilmeye de devam edecektir. Zamanı geldiğinde şartlar olgunlaştığında neyin nasıl olacağını herkes görecek ve bizzat şahit olacaktır. ”

meral akşener

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den hükümete Reza Zarrab eleştirisi: Sizin istihbaratınız ancak bizi mi takip eder?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab’ın ABD’de itirafçı olarak mahkemede yaptığı açıklamalarla ilgili hükümete yüklendi. Akşener, “İran’la ticaret yaptınız, 80 milyar dolar nereye gitti? Kardeşim, nasıl gitti, nasıl göz yumdunuz? Sizin istihbarat biriminiz ne iş yapar? Ancak bizi mi takip eder?” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den hükümete Reza Zarrab eleştirisi: Sizin istihbaratınız ancak bizi mi takip eder?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 5 Aralık Kadın Hakları Günü’nde kadınlarla buluştu. Akşener kadınlarla yaptığı sohbetin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den hükümete Reza Zarrab eleştirisi: Sizin istihbaratınız ancak bizi mi takip eder?

İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab’ın ABD’de itirafçı olarak mahkemede yaptığı açıklamalarla ilgili yöneltilen soruya Akşener, “Eski bir İçişleri Bakanı gözüyle söylemeye çalışıyorum; bir mantık var burada, hayırsever işadamı rüşvet vermiş, ondan sonra ‘kapalı alan korkum var’ demiş. FETÖ sistemi dışında gazetelerde okuduk bunları. Sayın Numan Kurtulmuş’un elinden ödül aldı. İtibarlı birinci sınıf cari açığımızı kapatmış bir arkadaş, kardeşimiz haline geldi. O mahkemede itirafçı haline dönen şu anda önce Rıza’ydı, Reza halini almış olan hain CİA ajanı, kripto FETÖ’cu olan şahıs bir şeyler söylüyor orada” yanıtını verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den hükümete Reza Zarrab eleştirisi: Sizin istihbaratınız ancak bizi mi takip eder?

Reza Zarrab’la yaklaşık 80 milyar dolar hacimli bir işin yapıldığını öne süren Akşener, “Niye İran ile alışveriş yaptın denilmiyor, ama sen niye İran’a altın üzerinden para göndermek yerine, mal göndermedin. Üreticinin yaş sebze, meyvesini göndermedin, tekstilden giyim kuşam göndermedin” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den hükümete Reza Zarrab eleştirisi: Sizin istihbaratınız ancak bizi mi takip eder?

80 milyar doların Türkiye’de kalmadığını, herkesin bunu kabul ettiğini sözlerine ekleyen Akşener, “Şimdi burada Türk milleti mağdurdur. Türkiye kişiler adına bu davaya müdahil olmak durumundadır. Burada aldatılan, bizim üreticimizdir. Yapılan iş reddediliyor mu? Evet. İran’la ticaret yaptınız, nereye gitti 80 milyar dolar. Kardeşim nasıl gitti? Nasıl göz yumdunuz? Sizin istihbarat biriminiz ne iş yapar? Ancak bizi mi takip eder? Yani bizlerle ilgili mi alarm halindedir? Sonuçta Türkiye’nin öyle böyle itibarının iki paralık olduğu bir süreç yaşıyoruz şu anda. Bu itibarı düzeltecek olan sizsiniz” şeklinde konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'den hükümete Reza Zarrab eleştirisi: Sizin istihbaratınız ancak bizi mi takip eder?

Meral Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün yandaş ve candaş arkadaşlara baktığınız zaman Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediğinin bu gün tekrarını gördüm ben orada. Doğrudur. Böylesine görünce bu arkadaşlar emin. Bu arkadaşlar İçişleri Bakanı ile oturuyorlar. MİT müsteşarıyla ahbaplık ediyorlar. Cumhurbaşkanı AKP Genel Başkanıyla ve her yöneticisiyle bu gazeteciler oturuyorlar, konuşuyorlar. Bilmeseler yazmazlar herhalde. Ama öyle bir şey var ki Türkiye bu taraftan da rezil oluyor. Dün ‘Rıza bey kardeşim’, bugün ‘Hain Reza’ oldu. Ve bu arkadaşların şekil değiştirmesinde, bellerinde kesin kırıklık vardır.”